Mars'ta insan yerleşimleri kurulması hedeflenirken, yapı malzemelerinin Dünya'dan taşınması önemli bir sorun teşkil ediyor. Kızıl Gezegen ile Dünya arasındaki büyük mesafe, tonlarca inşaat malzemesinin gönderilmesini hem maliyetli hem de enerji yoğun hale getiriyor. Bu nedenle bilim insanları, Mars'ın kendi kaynaklarını kullanarak yapı inşa etme yöntemleri üzerinde çalışıyor.
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, bu alanda dikkat çekici bir yöntem geliştirdi. Ekip, Mars toprağına benzer kaya malzemesi, jelatin ve genetik olarak değiştirilmiş maya kullanarak 3D yazıcıyla yapı üretmeyi başardı. Şu an için küçük ölçekli kubbeler üzerinde denenen bu yöntem, gelecekte daha büyük yapılar için potansiyel taşıyor.
Geliştirilen yöntemde, Mars yüzeyindeki regolit (gevşek kaya ve toz) kullanılıyor. Geleneksel çimento yerine, bağlayıcı görevi üstlenmesi için jelatin ve özel maya kullanılıyor. Bu maya, midyelerin kayalara tutunmasını sağlayan proteinlere benzer proteinler üretecek şekilde genetik olarak değiştirildi. Böylece maya, kaya parçalarını birbirine bağlayan güçlü bir biyolojik yapıştırıcı işlevi görüyor. Jelatin ise karışımı bir arada tutarken mayanın besin kaynağı olarak kullanılıyor.
Araştırmanın önemli bir diğer yönü ise 3D yazıcı kullanımı. Bilim insanları, hazırladıkları karışımı Mars'ın düşük basınç ve sıcaklık koşullarını taklit eden bir ortamda 3D yazıcı ile şekillendirdi. Yazıcıdan çıkan karışım, çevre koşullarıyla temas ettiğinde içindeki su hızla donuyor ve ardından süblimleşerek buharlaşıyor. Bu süreç, malzemenin içinde köpük benzeri, gözenekli bir yapı oluşmasına neden oluyor. Elde edilen malzemenin dayanıklılığı, Dünya'daki düşük dayanımlı betonla karşılaştırılabilecek seviyede. Bu durum, malzemenin kullanım ömrü sonunda yeniden değerlendirilmesine olanak tanıyor.
Şimdilik üretilen yapılar şarap mantarı büyüklüğünde kubbelerle sınırlı. Dayanıklılık testleri, malzemenin Dünya'daki düşük katlı yapılarda kullanılabilecek düzeyde olduğunu gösteriyor. Mars'ın Dünya'nın yaklaşık yüzde 38'i olan yerçekimi, daha düşük yük taşıma gereksinimini beraberinde getiriyor. Araştırmacılar, yöntemin daha büyük yapılara ölçeklendirilme potansiyelini değerlendiriyor.
Yöntemin önündeki en büyük engellerden biri, kullanılan mayanın Mars'ın gerçek koşullarında uzun süre işlevselliğini koruyup koruyamayacağı. Laboratuvar ortamında genetik olarak değiştirilmiş mayanın Mars koşullarında çalışabildiği görülse de, gezegenin yüzeyindeki kozmik radyasyon gibi zorlu çevresel faktörler de dikkate alınmalı. Bu nedenle yöntemin gerçek anlamda uygulanabilirliği için daha fazla araştırma gerekiyor. Çalışma, Mars'ta inşaat için Dünya'dan malzeme taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırarak, gezegenin kendi kaynaklarını kullanma fikrine yeni bir yaklaşım sunuyor.