Namibya'daki bir elmas madeninde çalışan bir jeolog, sıradan bir kaya parçasını andıran bir cisim fark etti. Yapılan incelemeler sonucunda, bu cismin yaklaşık 500 yıllık bir denizcilik hikayesinin izlerini taşıyan, 22 ton ağırlığında bir bakır külçesi olduğu anlaşıldı.
Keşif, 2008 yılında Namibya'nın Namdeb elmas madeninde gerçekleşti. Jeolog, dairesel şekle sahip alışılmadık bir nesne buldu. İlk başta taş gibi görünen bu parçanın üzerinde, dönemin zengin tüccar ailelerinden Fugger ailesi ile ilişkilendirilen üç uçlu mızrağı andıran bir sembol bulunuyordu. Bu buluntu, araştırmacıları 16. yüzyıla ait, yıllarca kumların altında kalmış bir gemi enkazının izine götürdü.
Araştırmalar, Portekiz'e ait üç direkli Bom Jesus adlı gemiye ulaştı. Geminin, 7 Mart 1533'te değerli baharatları almak üzere Lizbon'dan ayrıldığı ve Atlantik Okyanusu'na açıldığı biliniyor. Yaklaşık 300 kişiyi taşıyan Bom Jesus'un zengin bir kargo ile geri dönmesi bekleniyordu, ancak gemiden bir daha haber alınamadı. Bom Jesus, 1525-1600 yılları arasında Hindistan'a giderken kaybolduğu bilinen 21 gemiden biri olarak kayıtlara geçti ve günümüz Namibya kıyılarında battığı bilinen tek gemi olma özelliğini taşıyor.
Araştırmacılar, Bom Jesus'un bir fırtına sırasında kıyıya fazla yaklaşarak kayalıklara çarpıp battığını tahmin ediyor. Enkaz, günümüzde Oranjemund olarak bilinen bölgenin yakınlarında, Orange Nehri'nin yaklaşık 26 kilometre kuzeyindeki kıyı şeridinde bulundu. Kum ve kireçtaşı tabakalarının altında, yüzyıllar boyunca büyük ölçüde korunmuş çok sayıda değerli eşya ortaya çıkarıldı. Buluntular arasında 22 ton bakır külçesi, fildişi, altın, usturlaplar ve 16. yüzyıla ait çeşitli eşyalar yer alıyor. Bu keşif, Bom Jesus'u bölgede bulunan en eski ve en zengin gemi enkazlarından biri haline getirdi.
Enkazda yaklaşık 300 kişiye ait olduğu düşünülen gemide neredeyse hiç insan kemiğine rastlanmaması dikkat çekici bir detay olarak öne çıktı. Yalnızca bir ayakkabının içinde birkaç ayak parmağı kemiği bulundu. Bu durum, gemideki insanların önemli bir bölümünün kazanın ardından karaya ulaşmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak kazadan sonra gemidekilerin tam olarak ne yaşadığı bilinmiyor.
Bom Jesus'un bulunduğu bölge, Almancada "yasak bölge" anlamına gelen Sperrgebiet olarak biliniyor ve erişim sıkı kontrol altında tutuluyor. Bölgenin özel koşulları enkazın korunmasına yardımcı olurken, kazı ve kurtarma çalışmalarında çeşitli sorunlar yaşandı. İlk kurtarma çalışmalarında deniz arkeolojisi uzmanlarının bulunmaması ve eserlerin hızla bozulma riski, önemli koruma zorlukları yarattı. Özellikle metal eserlerin havayla temas ettiğinde hızla bozulması, koruma önlemlerinin yetersizliği ve gerekli tesislerin sınırlı olması, yaklaşık 500 yıllık bu mirasın geleceği hakkında soru işaretleri doğuruyor.