Japonya açıklarında gerçekleştirilen derin deniz araştırmaları sonucunda, Higashi-Aogashima deniz altı hidrotermal alanlarında çok yüksek miktarda altın rezervi tespit edildi. Tokyo'nun yaklaşık 350 kilometre güneyinde yer alan aktif volkanik krater bölgesindeki keşif, bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı.
Yapılan son teknolojik analizler, bölgedeki hidrotermal bacalarda bulunan altın konsantrasyonunun, karadaki mevcut maden yataklarından çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Scientific Reports dergisinde yayımlanan verilere göre, tektonik levhaların birleşme noktasında bulunan bu sülfit yatakları, beklenenin üzerinde bir mineral zenginliği barındırıyor.
Keşfin beraberinde getirdiği madencilik faaliyetleri, çevresel koruma tartışmalarını da gündeme taşıdı. Söz konusu hidrotermal bacaların çevresinde, güneş ışığına ihtiyaç duymayan ve kemosentez yoluyla yaşamını sürdüren ekstremofil canlı türlerinin bulunduğu belirtiliyor. Madencilik faaliyetlerinin bu hassas ekosistem üzerinde geri dönülemez etkiler yaratabileceği öngörülüyor.
Küresel teknoloji sektörünün altın ihtiyacı ile deniz ekosisteminin korunması arasındaki denge, uluslararası kamuoyunun gündemine yerleşti. Derin deniz madenciliğinin yaratacağı çamur bulutlarının ve habitat kaybının, okyanus tabanındaki biyolojik çeşitliliği tehdit edeceği ifade ediliyor.