🇺🇸 USD 48,29₺ ▲0.05%
🇪🇺 EUR 56,00₺ ▲0.11%
🥇 ALTIN 6.718₺ ▼0.47%
₿ BTC 3,74M₺ ▼1.73%
02 Eylül 2026, Çarşamba
Bilim

Bilim İnsanları Yanardağın İçini Delmeden Görüntüledi: 11 Yıllık Deprem Kayıtları Yeterli Oldu

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, Soufrière Hills yanardağının içine delik açmadan, deprem dalgalarını kullanarak yaklaşık 2 km derinlikte metal taşıyan sıcak su birikintisi tespit etti. Yöntem, jeotermal enerji ve maden yatakları için yeni kapılar aralıyor.

İmza: Gelecek Tekno Bilim Servisi Yayın: 👁 2,138
Bilim İnsanları Yanardağın İçini Delmeden Görüntüledi: 11 Yıllık Deprem Kayıtları Yeterli Oldu

Oxford Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, Karayipler'deki Soufrière Hills yanardağının içine fiziksel bir delik açmaya gerek kalmadan, yer altındaki yapısını incelemeyi başardı. Bilim insanları, yanardağın içinde oluşan doğal depremlerin dalgalarını kullanarak, yaklaşık iki kilometre derinlikte, ana baca yakınlarında beklenmedik bir bölge tespit etti. Bu bölgede, metal taşıyabilen, yüksek tuz oranına sahip ve sıcak bir su kütlesinin biriktiği tahmin ediliyor.

Araştırmacılar, sismik dalgaların ana baca civarında beklenenden farklı davranması üzerine bu keşfi yaptı. Hesaplamalara göre, 1 ila 1,5 kilometre genişliğinde ve yaklaşık iki kilometre derinliğindeki bu bölgede, yoğun tuzlu ve metal içeren sıcak bir suyun biriktiği düşünülüyor. Bu, henüz ölçülmemiş bir tahmin olup, dalga hareketlerindeki değişimlerden elde edilen verilere dayanıyor. Bulgular, bu tür elementlerin, katılaşmadan önceki oluşum aşamasındaki bir maden yatağı örneği olarak değerlendiriliyor. Bu elementlerin, yüzeyin birkaç kilometre altındaki sıcak ve tuzlu magmatik akışkanlar içinde çözünmüş halde ilerleyebildiği, ancak kalın kaya katmanları ve zorlu yanardağ ortamı nedeniyle tespitlerinin güç olduğu belirtiliyor.

Yöntemin adı pasif sismik tomografi olarak açıklandı. Ekip, yeni bir sarsıntı oluşturmak yerine, 1996-2007 yılları arasında yanardağ çevresine yerleştirilmiş 23 izleme istasyonunun kaydettiği deprem verilerinden faydalandı. Yer altından geçen binlerce sismik dalganın, temas ettiği malzemenin yoğunluğuna göre hızını değiştirmesi prensibiyle çalışıldı. Araştırmacılar, bu hız farklılıklarını kullanarak yüzey altının üç boyutlu bir haritasını çıkardı ve erimiş magmayı katı kayadan ve akışkan dolu bölgelerden ayırt etti. Elde edilen harita, ana baca altında katı bir volkanik çekirdek olduğunu ve yüzeye daha yakın bir alanda jeotermal akışkanların etkilediği bir kil tabakasının bulunduğunu gösterdi. Bu modellerin, yanardağın iç yapısı üzerine daha önceki çalışmalarla uyumlu olması, yöntemin zorlu bölgeleri incelemedeki etkinliğini kanıtlıyor. Soufrière Hills yanardağı, en son 2013 yılında püskürmüştür.

Bu bulgu, yanardağların sadece bilinen jeotermal ısı kaynağı olmanın ötesinde bir role sahip olduğunu ortaya koyuyor. Oxford ekibine göre, volkanik aktivite, magma ve ısı ile birlikte, gelecekteki metal yataklarının oluşumuna katkıda bulunabilecek akışkanları da yoğunlaştırabiliyor. Araştırmacılar, yanardağların jeotermal enerji kaynağı olmanın yanı sıra, modern teknoloji ve net sıfır karbon emisyonuna geçiş için kritik öneme sahip metalleri de barındırdığını ifade ediyor. Yöntemin en önemli avantajı, önceden sondaj yapmadan potansiyel hedefleri belirleyebilmesi. Bu durum, özellikle aktif yanardağların yakınında sondaj kampanyalarının riskini azaltarak büyük değer taşıyor. Ancak araştırmacılar, bu bulgunun henüz kullanıma hazır bir maden yatağı anlamına gelmediğini vurguluyor. Salamura benzeri suyun hangi metalleri ve hangi yoğunlukta içerdiği henüz belirlenmiş değil. Birikintinin gerçek ekonomik değeri, içeriği analiz edildikten sonra anlaşılabilecek.

İlgili Haberler