Bilim insanları, aşırı tüketim, karbon emisyonları ve biyoçeşitlilik kaybı gibi çevresel felaketlerin önüne geçilebilmesi için dünya nüfusunun yaklaşık iki yüzyıl içinde yarı yarıya azaltılmasının en sürdürülebilir yol olduğunu savunuyor.
Bu nüfus azaltma hedefi için herhangi bir zorlama, otoriter baskı ya da öjeni yaklaşımı kesin bir dille reddediliyor. Çözümün tamamen insani politikalarla mümkün olacağı belirtilirken, kız çocuklarının eğitim olanaklarının artırılması, kadınların toplumsal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi ve aile planlaması hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması gerektiği vurgulanıyor. Geçmişte İran, Güney Kore ve Kosta Rika gibi ülkelerin baskıcı yöntemler kullanmadan doğurganlık oranlarını yarıya indirmesi, bu stratejinin somut bir kanıtı olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, küresel krizlerin aşılması için yalnızca insan sayısını azaltmanın yeterli olmayacağını, zengin ülkelerdeki aşırı tüketim anlayışının da değişmesi gerektiğini ifade ediyor. Nüfusu adil ve kademeli bir şekilde 4 milyar seviyesine çekerken kişi başına düşen kaynak tüketimini dengelemenin, yaban hayatını koruyacağı, kaynak savaşlarını engelleyeceği ve gelecek nesillere daha yüksek bir refah seviyesi bırakacağı belirtiliyor.