🇺🇸 USD 47,51₺ ▲0.17%
🇪🇺 EUR 54,77₺ ▲0.06%
🥇 ALTIN 6.181₺ ▼1.29%
₿ BTC 3,00M₺ ▼1.22%
01 Ağustos 2026, Cumartesi
Bilim

İstanbul'da İstilacı Çiğdeci Kuşu Yayılıyor: Yerli Türler İçin Tehdit Oluşturuyor

Hindistan ve Pakistan kökenli istilacı çiğdeci kuşu, son 20 yılda İstanbul'a yayılarak yerli türler için tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, bu türün adaptasyon yeteneği ve agresif yapısının ekosistemi olumsuz etkilediğini belirtiyor.

İmza: Gelecek Tekno Bilim Servisi Yayın: 👁 2,151
İstanbul'da İstilacı Çiğdeci Kuşu Yayılıyor: Yerli Türler İçin Tehdit Oluşturuyor

Ana vatanı Hindistan ve Pakistan olan çiğdeci kuşunun popülasyonu, son yirmi yılda İstanbul'un yerleşim alanlarına yayılmıştır. Sığırcıkgiller familyasına ait, kahverengi tüyleri ve sarı bacaklarıyla bilinen bu tür, ilk olarak 2000'li yılların başında Kartal Devlet Hastanesi civarında küçük gruplar halinde gözlemlenmiştir.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, kuşun son 7-8 yılda özellikle Gülhane Parkı'nda yoğunlaştığını belirtmiştir. Tür, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu ve Marmara Üniversitesi Maltepe Kampüsü gibi kentin çeşitli noktalarına dağılarak, uygun yuvalama alanları buldukça varlığını sürdürmektedir.

Dünyanın en istilacı 100 canlı türü arasında gösterilen çiğdeci, yerli kuş popülasyonları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Geniş beslenme çeşitliliği, şehir yaşamına kolay adaptasyonu ve diğer kuşlarla girdiği agresif rekabet nedeniyle risk taşıdığı ifade edilmektedir. Dr. Bacak, türün adaptasyon yeteneği ve besin yelpazesinin genişliği sayesinde hayatta kaldığını vurgulayarak şunları dile getirmiştir: "Çiğdeci, adaptasyon yeteneği ve besin yelpazesinin geniş olması nedeniyle çok rahat hayatta kalıyor. Diğer taraftan biraz kavgacılar, biraz zeki olmaları nedeniyle de başka kuşların yuvasını kapabiliyor. Onların besinlerini ellerinden alabiliyor. Özellikle serçelerin, sığırcıkların, deliklere, kovuklara yuva yapan diğer kuşların yuvalarını ellerinden alabiliyor. Hatta yumurtalarını yediğiyle ilgili kayıtlar var. Bu da diğer kuşların popülasyonunu olumsuz etkiliyor. Özellikle şehirleşmenin artmasıyla beraber serçe popülasyonu aşağıya doğru gidiyor. Serçe popülasyonunu etkileyen faktörlerden birisi kediler, bir diğeri de çiğdeciler olabilir İstanbul için."

Çiğdecinin İstanbul'daki varlığının, egzotik kuş ticaretinin bir yan ürünü olduğu düşünülmektedir. Zekası, taklit yeteneği ve sesi nedeniyle uzun yıllar kafes kuşu olarak beslenen türün, kaçak veya bilinçsiz salımlar sonucu doğaya karıştığı belirtilmiştir. Dr. Bacak, "Özellikle zekası, taklit yeteneği ve güzel sesi nedeniyle kafes kuşu olarak beslendiği için başka ülkelere taşınıyor. Ülkemizde de pet hayvanı olarak kafeste beslenen kuşlar gibi doğaya kaçması veya doğaya bırakılması sonucu popülasyonu artıyor" açıklamasında bulunmuştur.

Kentte meyve, böcek ve insan kaynaklı gıda atıklarından oluşan geniş bir besin kaynağına ulaşan çiğdeci, bu avantajla popülasyonunu hızla artırmaktadır. Kartal çevresi ve Gülhane Parkı'nda yüzlerce bireyden oluşan koloniler tespit edilmiştir.

Popülasyonun kontrolsüz büyümesini engellemek için sistematik takip gerekmektedir. Dr. Bacak, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle düzenli izleme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Gerekli görülmesi halinde üremenin kontrol altına alınmasına yönelik insani yöntemlerin değerlendirilebileceği kaydedilmiştir.

Dr. Bacak, "Yavrular hayatta kaldıkça, kedi mamaları, ekmekler ve diğer tüm gıda atıkları onlar için besin kaynağı oluşturacak faktörler olduğu sürece çiğdecilerin popülasyonu artmaya devam edecek" şeklinde konuşmuştur. İstanbul'un tarih boyunca martılar, yelkovanlar ve serçelerle özdeşleştiğini, ancak kent ekolojisindeki değişimle birlikte iskender papağanı, yeşil papağan ve çiğdecinin simge türler arasına girmeye başladığını belirten Dr. Bacak, yerli kuşların barınma alanlarının korunmasının biyoçeşitlilik açısından kritik önem taşıdığını vurgulamıştır.

İlgili Haberler