Marmara Denizi'nde gözlemlenen deprem hareketliliğinin sismik aktivitenin doğuya doğru ilerlediği belirtildi. Prof. Dr. Osman Bektaş, bu hareketliliğin Silivri'de yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremle başlamadığını, deprem öncesinde de mevcut olduğunu ve sonrasında devam ettiğini ifade etti.
Bektaş, 18-20 Ağustos tarihleri arasında Adalar Fayı çevresinde yoğunlaşan mikrodeprem kümelenmesine de dikkat çekerek, bu durumun İstanbul'un gelecekteki deprem senaryoları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Osman Bektaş, İstanbul ve Marmara depremleriyle ilgili üç önemli göstergeyi bir arada değerlendirmek gerektiğini belirtti: doğuya ilerleyen kırılma, doğuya doğru stres transferi ve Adalar çevresindeki mikrodeprem aktivitesi.
Bu üç göstergeyi değerlendiren Bektaş, “Bu üçlü, Adalar-Çınarcık zonunu İstanbul'un gelecekteki deprem senaryosunda en kritik izleme alanı haline getiriyor. Alarm değil; ama gözler artık Adalar/Çınarcık havzasında olmalı” şeklinde konuştu. Bektaş, Marmara fay hattındaki geçmiş depremleri de analizine dahil ederek, 2011, 2012, 2019 ve 2025'te meydana gelen depremlerle doğuya doğru ilerleyen aktivite ve stres transferinin, 2026'da Adalar'da gözlenen mikrodeprem kümesine kadar uzanmış olabileceği ihtimalini dile getirdi.
Bu ihtimalin henüz doğrulanmış bir sonuç olmadığını belirten Bektaş, deprem zincirinin doğrulanması halinde Ana Marmara Fayı üzerindeki kritik alanın Çınarcık Çukuru'na doğru kayıyor olabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Osman Bektaş, Kuzey Anadolu Fayı'nın kırılma davranışına ilişkin, Erzincan'dan batıya doğru ilerleyen tarihsel kırılma dizisinin Marmara'da yön değiştirmiş olabileceğine dair bir senaryo paylaştı. Bektaş, “KAF'ın Erzincan'dan batıya ilerleyen kırılması, Marmara'da tarihsel depremlerde olduğu gibi tersine dönerek batıdan doğuya ilerleyen bir kırılma/stres transferine dönüşüyor olması deprem tahmini açısından oldukça önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.