Küresel moda devlerinin, sezon sonunda kalan sıfır ürünleri satmak veya bağışlamak yerine imha etmesi, uluslararası alanda tepkilere yol açtı. Lüks giyim markalarının bu uygulaması, temel ihtiyaçlara ulaşmakta zorlanan milyonlarca insan varken, ticari kaygıların insanı değerlerin önüne konulduğu şeklinde yorumlandı.
Söz konusu markaların, ürünlerinin 'ulaşılmazlık' imajını korumak amacıyla indirime gitmekten kaçındığı belirtiliyor. Fiyatlarda indirim yapmanın veya ürünleri alt gelir gruplarına ulaştırmanın markanın ayrıcalıklı konumuna zarar vereceği düşüncesiyle, milyonlarca dolarlık giysinin yakıldığı veya kullanılamaz hale getirildiği ifade ediliyor.
Bu durumun aynı zamanda ciddi bir çevre kirliliğine de neden olduğu vurgulanıyor. Yakılan veya depolama alanlarına dökülen tekstil ürünlerinin doğaya zehirli gazlar saldığı, üretim sürecinde harcanan su ve enerjinin ise boşa gittiği belirtiliyor. Moda sektörünün bu uygulaması, sürdürülebilirlik söylemlerinin pratikte karşılık bulmadığı eleştirilerine neden oldu.
Skandalın ortaya çıkmasının ardından sosyal medyada ve uluslararası platformlarda markalara yönelik boykot çağrıları başlatıldı. Tüketici dernekleri ve çevre örgütleri, şirketlerin bu stratejilerine karşı yasal düzenlemeler talep ediyor. Yaşanan olay, lüks tüketimin gerçek maliyetini ve etik sorunlarını gündeme getirdi.