Burdur'da bulunan ve yaklaşık 1800 yıllık olduğu tahmin edilen gizemli bir taş anıt üzerindeki yazıların çözümlenmesiyle, antik çağda insanların geleceklerine dair sorularına yanıt aramak için kullandığı bir fal sisteminin ayrıntıları aydınlatıldı. Araştırmacılar, bu sistemin evlilikten ticarete, yolculuktan hastalıklara kadar pek çok hayati konuda rehberlik ettiğini belirtti.
Antik fal sisteminde, genellikle koyun, keçi veya buzağıların ayak bileği kemikleri kullanılıyordu. Zar görevi gören bu kemiklerin dört yüzü, 1, 3, 4 ve 6 sayısal değerlerine karşılık geliyordu. Fal bakmak isteyen kişi, beş kemiği aynı anda havaya fırlatıyor, ardından kemiklerin hangi yüzlerinin üste geldiğine göre taşın üzerindeki 56 farklı yorumdan birine ulaşıyordu. Bu yorumlar, planlanan bir işin olumlu sonuçlanacağına dair işaretler verebildiği gibi, daha dikkatli olunması veya doğru zamanın beklenmesi gerektiğini de belirtebiliyordu. İnsanlar, aldıkları bu yorumlara göre günlük yaşamlarındaki kritik kararları şekillendiriyordu.
Yaklaşık 1,24 metre yüksekliğindeki taş anıtın, başlangıçta Kibyra Antik Kenti'nin agorasında bulunduğu düşünülüyor. Ancak anıt, ilerleyen yüzyıllarda farklı bir amaçla kullanılarak bir şapelin duvarına yapı malzemesi olarak yerleştirildi. Dört yüzeyinde Antik Yunanca yazılar barındıran taşta, fal yorumlarının yanı sıra dönemin mitolojik tanrılarına ilişkin ifadeler de bulunuyor. Özellikle yolculuk ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes'in adının sıkça geçmesi, bu fal yönteminin insanların günlük kararlarıyla olan doğrudan bağlantısını gösteriyor.
Araştırmacılar, Kibyra'daki bu yazıtları Anadolu'nun başka antik kentlerindeki benzer örneklerle karşılaştırdı. Kremna ve Termessos'taki yazıtlarla belirlenen benzerlikler, kemik atarak fal bakma geleneğinin yalnızca Kibyra'ya özgü olmadığını ortaya koydu. 2024 yılında bulunan anıt üzerindeki yazıların çözümlenmesi, Roma döneminde insanların geleceklerine ilişkin sorularına nasıl yanıt aradığına dair önemli bilgiler sunuyor. Şenkal Kileci, Nihal Tüner Önen ve Şükrü Özüdoğru tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları, Gephyra adlı akademik dergide yayımlandı.