Bilim insanları, evrenin erken dönemlerinden gelen ve saniyenin binde biri kadar süren gizemli radyo sinyallerini incelemeye devam ediyor. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada, gökbilimciler FRB 20240304B olarak adlandırılan ve şimdiye kadar tespit edilen en uzak hızlı radyo patlamasını (FRB) inceledi.
Mart 2024'te Güney Afrika'daki 64 antenli MeerKAT radyo teleskobu ile keşfedilen sinyalin, Büyük Patlama'dan yaklaşık 3 milyar yıl sonra ortaya çıktığı belirlendi. Gökbilimciler, sinyalin kaynağını belirlemek için önce yerdeki güçlü teleskopları kullandı ancak bir galaksiye ulaşamadı. Bunun üzerine NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu devreye girdi ve sinyalin geldiği galaksi ilk kez görüntülendi.
Bilim insanları, böylesine güçlü bir radyo patlamasının çok sayıda yıldız barındıran büyük bir galaksiden kaynaklanabileceğini düşünüyordu. Ancak James Webb'in gözlemleri, beklenenden yaklaşık 1000 kat daha düşük kütleye sahip küçük bir cüce galaksiyi ortaya çıkardı. Ayrıca, galaksinin yıldız kütlesinin yüzde 90'ının son 30 milyon yılda oluştuğu tespit edildi. Araştırmanın başyazarı, Sidney Üniversitesi'nden astrofizikçi Manisha Caleb, bu sonucun kendilerini şaşırttığını belirtti.
Araştırmacılara göre, sinyalin olası kaynağı evrendeki en güçlü manyetik alanlara sahip nötron yıldızları olan magnetarlar olabilir. Genç galaksideki yoğun yıldız oluşumu da bu ihtimali güçlendiriyor. Ancak hızlı radyo patlamalarının kesin olarak hangi fiziksel süreçlerle meydana geldiği henüz bilinmiyor.
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de radyo sinyalinin Dünya'ya ulaşırken geçtiği kozmik yapılara ilişkin yeni bilgiler sunması oldu. Sinyalin farklı frekanslardaki dalgaları, uzaydaki elektrik yüklü gazdan geçerken farklı miktarlarda gecikmeye uğradı. Bu sayede gökbilimciler, yaklaşık 3,5 milyar ışık yılı uzaklıktaki bir galaksi grubunun ve Dünya'dan yaklaşık 54 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan Başak Galaksi Kümesi'nin izlerini inceleyebildi. Bilim insanları, hızlı radyo patlamalarının yalnızca kaynaklarını anlamak için değil, evrendeki görünmeyen madde dağılımını araştırmak için de önemli bir araç olabileceğini belirtiyor.