Pasifik Okyanusu'nda başlayan ve bilim insanlarının dikkatini çeken bir gelişme, küresel iklim modellerini etkilemeye devam ediyor. Okyanus tabanındaki devasa hareketlilik, yalnızca deniz suyu sıcaklığını değiştirmekle kalmayıp atmosferi de harekete geçirerek dünyanın farklı bölgelerinde hava koşullarında zincirleme değişimlere yol açtı.
New York Times'ta yer alan habere göre, bu olağanüstü hareketin etkilerinin Pasifik ile sınırlı kalmayacağı öngörülüyor. Uzmanlar, mevcut durumun küresel hava düzeninde önemli değişikliklere neden olabileceği konusunda endişeli. Mart ayında tespit edilen ve Ekvator boyunca doğuya doğru ilerleyen olağanüstü büyüklükteki dalga, okyanusun derinliklerinden yüzeye ulaşmaya çalışan büyük bir su kütlesiyle bağlantılı. Bu sıcak suyun yüzeye yaklaşması, Pasifik'in doğu ve orta kesimlerindeki sıcaklık dengesini değiştirirken, ısınan deniz yüzeyi üzerindeki havayı da ısıtarak atmosfere nem aktarmaya başladı.
Pasifik üzerinde oluşan büyük gök gürültülü fırtınaların tetiklediği enerji dalgalanmaları, kısa sürede okyanus dışına yayıldı. Bu durum, El Nino'nun güçlenmesine zemin hazırlayarak küresel bir sürece dönüştü. Bilim insanları artık yalnızca deniz yüzeyi sıcaklıklarını değil, okyanusun derinliklerindeki ısı birikimini ve hareketlerini de yakından takip ediyor. Bu derin su kütlelerinin yüzeye çıkışı, El Nino'nun geleceğini anlamak açısından kritik önem taşıyor.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, güçlü El Nino beklentisinin sürdüğünü belirtti. Yavaşlı, "Tropikal Pasifik'teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026'nın ikinci yarısında güçlü bir El Nino olayının gelişebileceğine işaret ediyor. Modellerin önemli bir bölümü, süper El Nino senaryosuna yaklaşıyor" dedi. Uzmanlar, 1877-1878 yıllarındaki en güçlü El Nino olayının sonuçlarının yeniden yaşanabileceği endişesini taşıyor. Doç. Dr. Yavaşlı, "2026 için bazı modeller, Nino 3.4 indeksinde +3 derece civarında bir pik öngörüyor. Bu rakam, 1997-98 ve 2015-16 olaylarını geride bırakacak güçte bir sinyale işaret ediyor. Yani olayın fiziksel büyüklüğü açısından 1877'ye benzer bir tabloyla karşı karşıya olabiliriz" ifadelerini kullandı.
El Nino'nun etkileri küresel ölçekte farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerde yağış azalırken, bazılarında normalin üzerinde yağış görülebiliyor. Bu durum, hem kuraklık hem de sel riskini artırıyor. Özellikle ABD'nin güneydoğusu için Ekim-Aralık döneminde yağışların normalin üzerinde gerçekleşme ihtimalinin yüzde 70'in üzerinde olduğu belirtiliyor.