🇺🇸 USD 48,25₺ ▲0.05%
🇪🇺 EUR 56,09₺ ▲0.39%
🥇 ALTIN 6.869₺ ▼1.18%
₿ BTC 3,81M₺ ▼0.01%
31 Ağustos 2026, Pazartesi
Bilim

Bilim İnsanları Okyanusların Karbondioksit Emme Kapasitesini Artırmak İçin 62 Bin Litre Soda Kullandı

Bilim insanları, okyanusların karbondioksit emme kapasitesini artırmak amacıyla Maine Körfezi'nde 62 bin litre soda kullanarak bir deney gerçekleştirdi. İlk sonuçlar karbondioksit alımında artış işaretleri gösterse de, yöntemin büyük ölçekteki etkileri bilinmiyor.

İmza: Gelecek Tekno Bilim Servisi Yayın: 👁 641
Bilim İnsanları Okyanusların Karbondioksit Emme Kapasitesini Artırmak İçin 62 Bin Litre Soda Kullandı

ABD'nin Massachusetts eyaletinin Cape Cod kıyılarından yaklaşık 61 kilometre açıkta, Maine Körfezi'ndeki Wilkinson Havzası'nda gerçekleştirilen bir deneyde, deniz suyunun alkaliliğini artırarak okyanusların atmosferden karbondioksit çekme potansiyelini ölçmek amacıyla 62 bin litre soda denize bırakıldı. LOC-NESS adı verilen proje kapsamında, yaklaşık yüzde 50 oranında sodyum hidroksit içeren çözelti, 6 saat boyunca kontrollü bir şekilde suya salındı. Bu güçlü alkali madde, ABD Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) izniyle kullanıldı.

Deneyin temel amacı, denizleri temizlemek değil, suyun alkalilik seviyesini kontrollü bir şekilde yükselterek atmosferdeki karbondioksiti emme kabiliyetini artırmaktı. Okyanuslar, insan faaliyetleri sonucu oluşan karbondioksitin önemli bir kısmını emmekle birlikte, bu durum deniz suyunun asitlenmesine neden oluyor. Deney sırasında, işlem yapılan su kütlesinin takibi için suya parlak renkli rodamin adlı izleyici boya eklendi. Bu sayede, su kütlesi gemiler, uydular ve su altı araçları tarafından günler boyunca izlenebildi.

Çalışmadan elde edilen ilk sonuçlar, İskoçya'nın Glasgow kentinde düzenlenen Ocean Sciences Meeting'de paylaşıldı. Ölçümlerde, işlem gören deniz suyunun karbondioksit alma kapasitesinde bir artış olduğuna dair işaretler gözlemlendi. Deney sırasında yükselen pH seviyesinin, su kütlesi dağıldıkça beklenen şekilde başlangıç değerlerine döndüğü bildirildi. Araştırmacılar ayrıca, uygulamanın deniz canlıları üzerindeki etkilerini de inceledi. Deney alanından alınan örneklerde bakteriler, fitoplankton, zooplankton ile balık ve ıstakoz larvaları karşılaştırıldı ve ilk incelemelerde bu canlıların miktarında veya sağlık göstergelerinde belirgin bir olumsuzluk tespit edilmedi.

Ancak, bu sonuçların yöntemin büyük ölçekte tamamen güvenli olduğu anlamına gelmediği vurgulandı. Yetişkin balıklar ve deniz memelileri gibi daha büyük canlılar doğrudan incelenmedi. Araştırmacılar, çok daha geniş alanlarda veya tekrarlanan uygulamalarda ekosistemin nasıl etkileneceğinin henüz bilinmediğini belirtti. Bilim insanlarına göre, yöntemin iklim üzerinde anlamlı bir etki yaratabilmesi için çok daha büyük miktarlarda alkali maddeye ihtiyaç duyulabilir. Bu maddenin üretimi, taşınması ve uygulanmasının maliyeti ile çevresel etkileri, yöntemin önündeki en önemli soru işaretlerini oluşturuyor. Bu nedenle çalışma, şimdilik iklim krizine hazır bir çözüm olarak değil, kontrollü bir saha deneyi olarak değerlendiriliyor.

İlgili Haberler