Fransız Ulusal Tarım, Gıda ve Çevre Araştırma Enstitüsü (INRAE) tarafından yürütülen yeni bir çalışma, Amsterdam Adası'nda izole bir şekilde yaşayan sığır sürüsünün genetik yapısını gün yüzüne çıkardı. Bilim insanları, sürünün genom haritasını çıkararak hayvanların evrimsel süreçlerine dair önemli veriler elde etti.
Genetikçi Mathieu Gauthier liderliğindeki araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen tam genom sıralaması, sürünün kökenine dair yeni bulgular sundu. Yapılan analizler sonucunda, hayvanların genetik materyalinin yüzde 75'inin Avrupa kökenli modern Jersey sığırlarından oluştuğu tespit edildi. Sürünün geri kalan yüzde 25'lik kısmının ise Madagaskar ve Mayotte bölgelerinde görülen Hint Okyanusu zebu sığırlarıyla bağlantılı olduğu belirlendi.
Araştırma bulguları, daha önce öne sürülen "ada cüceliği" teorisini bilimsel olarak geçersiz kıldı. 2017 yılında yapılan çalışmaların aksine, yeni veriler hayvanların zorlu çevre koşulları nedeniyle küçülmediğini gösterdi. 1871 yılında adaya getirilen ilk beş sığırın, zaten nispeten küçük boyutlarda olduğu ve mevcut fiziksel özelliklerini koruduğu anlaşıldı.
Popülasyonda akraba evliliği oranının yüzde 30 civarında olmasına rağmen, genetik bir çöküşün yaşanmadığı gözlemlendi. Nüfus artış hızının bu olumsuz etkiyi baskıladığı düşünülüyor. 1980'lerin sonlarında ekosisteme verdikleri zarar nedeniyle kontrol altına alınan sürü, 2010 yılında tamamen itlaf edilerek adadan uzaklaştırıldı.