TRT World Forum 2026 kapsamında düzenlenen bir oturumda, yapay zekanın geliştirilmesi ve kullanımına ilişkin etik, hukuki düzenlemeler, hesap verebilirlik ve dezenformasyonla mücadele gibi konular ele alındı. Teknolojinin askeri alanda kullanımının doğurabileceği riskler de oturumun gündemindeydi.
İstanbul Kongre Merkezi'nde bu yıl 10'uncusu gerçekleştirilen ve "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla düzenlenen forumda, "Yapay Zeka Çağında Sorumluluğu Yönetmek" başlıklı bir panel gerçekleştirildi. TRT World muhabiri Jaffar Hasnain'in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Oxford Üniversitesi Dijital Diplomasi Profesörü Corneliu Bjola, Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi Küresel ve Yeni Ortaya Çıkan Riskler Başkanı Jean-Marc Rickli, IQuilibriumAI Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Jimena Sofia Viveros Alvarez, CEU San Pablo Üniversitesi Yapay Zeka Etiği Profesörü Idoia Salazar ve Parsons Tasarım Okulu Profesörü Peter Asaro konuşmacı olarak yer aldı.
Panelistlerden Alvarez, yapay zekanın geliştirilmesinden kullanımına kadar tüm aşamalarda yer alan tarafların, aldıkları kararlar ve ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu tutulması gerektiğini vurguladı. Geliştiricilerin sundukları sistemler ve bunların doğurabileceği risklerden sorumlu olduğunu belirten Alvarez, yapay zeka sistemlerini kullanma kararı alan kişilerin de bu kararların sonuçlarına ilişkin sorumluluk taşıdığını ifade etti. Alvarez, yapay zekayla bağlantılı olaylarda alınan kararların arkasında insanların bulunduğuna dikkati çekerek, sorumluluğun her durumda belirlenmesi gerektiğini söyledi.
CEU San Pablo Üniversitesi Yapay Zeka Etiği Profesörü Salazar, yapay zekaya yönelik yasal düzenlemelerin inovasyon üzerindeki olası etkilerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Yapay zekayı otomobil ve internet gibi toplum üzerinde büyük etkiler yaratan teknolojilere benzeten Salazar, düzenlemelerin teknolojinin kendisinden ziyade kullanımına odaklanması gerektiğini savundu. Salazar, yapay zekaya ilişkin düzenlemelerde insan haklarının korunmasının temel amaçlardan biri olduğunu vurgulayarak, mahremiyet başta olmak üzere çeşitli hakları koruyan mevcut yasaların da göz önünde bulundurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Oxford Üniversitesi Dijital Diplomasi Profesörü Bjola, yapay zekanın dezenformasyonun üretim maliyetini önemli ölçüde düşürdüğünü ve yanlış bilgilerin çok daha hızlı yayılmasına olanak sağladığını dile getirdi. Bjola, geçmişte önemli kaynak ve zaman gerektiren bu tür faaliyetlerin, yapay zeka sayesinde düşük maliyetle ve gerçek zamanlı üretilebilir hale geldiğini kaydetti. Bjola, yapay zekayla oluşturulan sahte görüntü ve ses kayıtlarının (deepfake) yalnızca dezenformasyon üretmekle kalmadığını, yanlış bilgileri çürütmek için kullanılan kanıtların güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini vurguladı.
Parsons Tasarım Okulu Profesörü Asaro, yapay zekanın askeri hedef belirleme süreçlerinde kullanılmasının ciddi hukuki ve etik sorumluluklar doğurduğuna dikkat çekti. Yapay zeka sistemlerinin çok sayıda hedef belirleyebildiğine işaret eden Asaro, bu durumun sivillerin zarar görme riskini artırabileceği görüşünü paylaştı. Asaro, askeri kararların yapay zekaya devredilmesinde insan denetiminin önemini vurgulayarak, teknolojiyi geliştirenlerin ve kullananların hesap verebilirliğini sağlayacak açık yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi Başkanı Rickli ise yapay zekanın güvenlik alanında veri analizini hızlandırma, askeri operasyonları destekleme ve mevcut güvenlik anlayışını dönüştürme gibi üç temel işlevi bulunduğunu belirtti. Yapay zeka destekli sistemlerin hedef tespitinde kullanılmaya başlandığını aktaran Rickli, bu teknolojilerin bilgi güvenliği ve dezenformasyon alanlarında da önemli değişimlere yol açtığını ifade etti.