Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uzay ve Hızlandırıcı Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü ve BM Yapay Zeka Kurulu Üyesi Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz, Eskişehir Türk Ocağı'nda yaptığı konuşmada, önümüzdeki 50 yıl içinde politikanın jeopolitik olmaktan çıkıp astropolitik olacağını belirtti.
Yapay zeka alanındaki kavram karmaşasına dikkat çeken Prof. Dr. Demirköz, yapay zekanın kendi başına bir niyeti veya aklı olmadığını, modellerin tamamen eğiticilerin verdiği veriler ve yönlendirmelerle şekillendiğini ifade etti. Ücretsiz gibi görünen yapay zeka modellerinin aslında kullanıcıların sorularını, ilgi alanlarını ve paylaştığı bilgileri işleyerek pazarlama ve reklam şirketlerine satıldığını vurgulayan Demirköz, "Eğer bir şey bedavaysa, ürün sizsiniz. Siz bu modellerle konuşurken; kim olduğunuz, sağlık bilgileriniz, hayat görüşünüz analiz edilerek bunları merak eden kurumlara pazarlanıyor" dedi.
Büyük dil modellerinin veri sınırına ulaştığı iddialarına karşılık Prof. Dr. Demirköz, bu durumun yalnızca büyük dil modelleri için geçerli olduğunu söyledi. Yapay zekanın asıl zorlandığı alanın fizik, kimya ve biyoloji gibi gerçek dünyayı anlama kapasitesi olduğunu belirtti. Yapay zekanın, kelimelerle ifade edilen olgular üzerinden eğitildiği için dünyayı dilin anlattığı gibi gördüğünü ve fiziksel dünyadaki sebep-sonuç ilişkisini anlamada zayıf kaldığını dile getirdi. Önümüzdeki 5 yılın en büyük gelişmesinin, makinelerin dünyayı insanlar gibi algılamasını sağlayacak 'dünya modelleri' olacağını öngördü.
Kişisel sağlık verilerinin yapay zeka modelleri tarafından işlenmesi konusunda uyarıda bulunan Demirköz, bireysel veri paylaşımına karşı çıkarken, devlet eliyle yürütülen anonimleştirilmiş sistemlere destek verdi. Bu verilerin Sağlık Bakanlığı tarafından kapalı devre, kimliksiz ve anonim olarak işlenmesi durumunda, bulaşıcı hastalıkların tespiti ve önlem geliştirilmesi gibi halk sağlığına faydalı olabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Demirköz, uzay alanındaki gelişmelerle ilgili olarak, Eylül 2023'ten bu yana uzaydaki varlıkların yüzde 50'sinin tek bir kişiye ait olduğunu ve bu oranın artmaya devam ettiğini söyledi. Uzaydaki trafiği yönetme yetkisini görmeye başlayan bu kişinin, bunu empoze etmeye çalıştığını ifade etti. Uzayda, özellikle insansız bilimsel görevler için yapay zeka kontrollü robotların kullanımının anlamlı olduğunu belirtti. Mars'ta insansız helikopterin yapay zeka ile uçurulmasını insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri olarak nitelendiren Demirköz, bu adımın Apollo 11 kadar önemli olduğunu vurguladı. Uzayın keşfinde yapay zekanın kaçınılmaz olduğunu, Mars ile Dünya arasındaki iletişim gecikmesi nedeniyle komut beklemenin mümkün olmadığını söyledi.
Uzay madenciliği konusundaki bir soruya yanıt veren Prof. Dr. Demirköz, genel beklentinin aksine denizaltı madenciliğine yönelimin arttığını belirtti. Göktaşlarından veya diğer gezegenlerden maden getirme zorluğuna dikkat çeken Demirköz, madencilik için özellikle insansız denizaltı sektörünün daha hızlı büyüyeceğini öngördü. Dünyanın yüzeyinin büyük kısmının sularla kaplı olması nedeniyle yeraltı varlıklarının çoğunun deniz altında bulunduğunu ve bu açıdan 'Mavi Vatan'ın önemini vurguladı. Mevcut deniz madenciliğinin doğalgaz, petrol ve elmas ile sınırlı olduğunu ancak polimetalik nodüllerin madenciliği konusunda rekabetin hızlandığını ekledi.
Demirköz, ODTÜ İVMER ekibinin Türkiye'deki çalışmalarına da değindi. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki Alfa Manyetik Spektrometresi deneyi ile karanlık madde odaklı kozmik ışın analizinin yapay zeka modelleri kullanılarak geliştirildiğini söyledi. Pek çok ulusal uydu programı için uzay radyasyonu hesaplamaları ve testlerinin gerçekleştirildiğini aktardı. Ankara'daki ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı laboratuvarında bugüne dek protonlarla 138 test tamamlandığını ve nötronlarla test kapasitesinin de geliştirildiğini belirtti. Uzay için geliştirilen radyasyon sayaçlarının Roketsan'ın Sinop'tan yaptığı sonda uçuşlarında ve astronot Tuva Cihangir ile kullanıldığını sözlerine ekledi.