Perakende ve tüketim ürünleri sektöründeki yöneticilerin büyük çoğunluğu, yapay zekâyı en önemli stratejik önceliklerden biri olarak görüyor. Yapılan araştırmalara göre, sektör temsilcilerinin %75'i yapay zekâyı stratejik önceliklendirirken, %82'si önümüzdeki 12 ay içinde bu alandaki yatırımlarını artırmayı planlıyor. Ancak, bu yatırımların geri dönüşünü ölçebilen şirketlerin oranı yalnızca %16,5 seviyesinde bulunuyor.
Küresel perakende yapay zekâ pazarının büyüklüğünün 2025 yılında 16,8 milyar dolardan, 2034 yılına gelindiğinde ise 77,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu noktada sektörde asıl merak edilen konu, yapay zekânın kullanılıp kullanılmayacağı değil, yapılan yatırımların operasyonel verimliliğe ve somut iş sonuçlarına nasıl yansıyacağıdır.
Yapay zekâ teknolojileri, kurumsal şirketlerde kod geliştirme süreçlerinden iş akışlarının otomasyonuna, çalışanların günlük görevlerinde ihtiyaç duydukları destekten bilgiye erişime kadar pek çok alanda gelişim göstermektedir. SAP'nin Mayıs 2026'da düzenlenen Sapphire etkinliğinde, yapay zekâ asistanları ve ajanlarının müşteriler tarafından kullanılabilmesi için iş ortaklarına yönelik 100 milyon avroluk bir fon oluşturulduğu duyuruldu. Şirket, aynı etkinlikte BTP, Business Data Cloud (BDC) ve Business AI yeteneklerini tek bir çatı altında birleştirdiğini de açıkladı. Finans, tedarik zinciri, satın alma, insan kaynakları ve müşteri deneyimi gibi alanları kapsayan 50'den fazla Joule Assistant ve 200'ün üzerinde uzman ajan, yapay zekânın sadece bilgi sağlayan bir araç olmaktan çıkıp doğrudan iş süreçlerinin yürütülmesinde aktif rol aldığını gözler önüne seriyor.
Verimlilik İçin İlk Adım: Kullanıcı ve Saha Operasyonları İş Akışlarının Analizi
Moda, hızlı tüketim ürünleri (FMCG) ve elektronik perakendesi alanlarında 11 yıllık SAP deneyimine sahip olan ve birçok S/4HANA dönüşüm projesinde Lead Solution Architect olarak görev alarak tedarik zinciri çözümleri üreten Ezgi Şiir Calap, yatırımların verimliliğe dönüşmesi için iki temel alanın ayrı ayrı ele alınması gerektiğini vurguladı. Calap, günlük işlerini sistemler üzerinden yürüten kullanıcılar ile saha operasyonlarını yöneten kullanıcıların iş akışlarının detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti. Calap, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Mevcut durum süreç haritalaması ile her iki alanda da manuel işlemler, tekrar eden adımlar ve darboğazlar belirlenmeli. İyileştirme projelerinde AI, makine öğrenmesi ve süreç otomasyonu gibi seçeneklerden hangisinin sürdürülebilirlik ilkesine en uygun ve faydası en yüksek olduğuna karar verilmeli. Bu çalışmaların gerçek iş ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için farklı deneyim seviyelerindeki kullanıcılar, Product Owner’lar ve çözüm mimarlarıyla yakın iş birliği içinde olunması büyük önem taşıyor.”
Tedarik zinciri süreçlerine de değinen Calap, siparişten teslimata kadar olan adımların yalnızca manuel takibe bağlı kalmadan yürütülmesinin, olası gecikmelerin erken tespit edilmesine olanak sağladığını ifade etti. Calap, vendor grouping ile tedarikçi siparişlerinin daha etkin bir şekilde konsolide edilebileceğini ve truck utilization ile araç kapasitesinin verimli kullanılarak sevkiyatların optimize edilebileceğini vurguladı.
Fikirden Uygulamaya: Mevcut Sistem Mimarisi İçinde Otomasyon Fırsatlarının Hayata Geçirilmesi
Otomasyon fırsatlarının belirlenmesi ilk adım olsa da, asıl teknik zorluk bu fikirlerin mevcut sistem mimarisine uygun ve entegre çözümlere dönüştürülmesidir. BTP, SAP ve SAP dışı sistemlerin entegrasyonu, uygulama geliştirme ve süreç otomasyonu için gerekli altyapıyı sağlarken, BDC farklı kaynaklardaki verilerin iş bağlamıyla kullanılmasını destekliyor. Low-code ve pro-code geliştirme seçeneklerinin bir arada sunulması, şirketlerin standart çözümlerle sınırlı kalmayıp kendi ihtiyaçlarına göre özel uygulama ve extension geliştirmelerine imkân tanıyor.
Tasarlanan süreçlerin kullanılabilir ve uygulanabilir hale gelmesi için teknik geliştirmeleri yapan yazılım ekipleriyle çalışma tecrübesine sahip Calap, konuyu şu şekilde değerlendirdi: “Yazılım geliştirme ekiplerinin tek bir yaklaşıma bağlı kalmadan low-code ve pro-code seçenekleriyle şirkete özgü çözümler geliştirebilmesi büyük önem taşıyor. BTP, BDC, Build ve agent teknolojilerinin birlikte konumlandırılması, süreç ekiplerinin ortaya koyduğu otomasyon fikirlerinin geliştiriciler tarafından gerçek iş akışlarına dönüştürülmesi için esnek bir zemin yaratıyor.”
Joule ile Kullanıcı Deneyimi Dönüşüyor: Hatayı Gerçekleşmeden Fark Eden Yapay Zekâ Dönemi
Teknik altyapının kullanıcıya dokunan kısmında ise Joule öne çıkıyor. Bu yaklaşım, kullanıcıların ihtiyaç duydukları bilgiye ve aksiyona iş bağlamı içinde ulaşmasını ve belirli görevlerin yapay zekâ desteğiyle yürütülmesini hedefliyor. Perakendeciliğin farklı sektörlerinde ERP çözümlerinde Lead Solution Architect olarak görev alan Calap, ERP projelerinin canlıya alınması (go-live) sonrasındaki kullanıcı deneyimine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir sistemin başarıyla canlıya alınması, kullanıcı hatalarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yanlış bir işlem sonrasında düzeltme veya ters kayıt yapılması gerekebiliyor. Yapay zekânın burada sadece nasıl işlem yapılacağını anlatan bir araç olmanın ötesine geçerek, işlemin bağlamını anlayıp olası bir hatayı daha gerçekleşmeden fark eden ve kullanıcıyı doğru aksiyona yönlendiren bir yapı haline gelmesi büyük önem taşıyor.”