🇺🇸 USD 47,51₺ ▲0.17%
🇪🇺 EUR 54,77₺ ▲0.06%
🥇 ALTIN 6.181₺ ▼1.49%
₿ BTC 2,99M₺ ▼2.99%
01 Ağustos 2026, Cumartesi
Teknoloji

Kamu İhalelerinde Rekabet Denetimi Algoritmalarla Güçleniyor

Rekabet Kurumu, kamu ihalelerindeki usulsüzlükleri tespit etmek için yapay zeka algoritmalarını kullanmaya başlıyor. Bu yeni denetim yöntemi, ihalelerde danışıklı hareket ve fiyat şişirme gibi durumları ortaya çıkarmayı hedefliyor.

İmza: Gelecek Tekno Teknoloji Servisi Yayın: 👁 1,040
Kamu İhalelerinde Rekabet Denetimi Algoritmalarla Güçleniyor

Türkiye'de rekabet hukuku alanında önemli gelişmeler yaşanıyor. Son dönemdeki iki gelişme, Rekabet Kurumu'nun kamu ihalelerine yönelik denetimlerini artıracağını ve bu denetimlerde yapay zeka algoritmalarından faydalanacağını gösteriyor.

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, 27 Temmuz'da yaptığı açıklamada, kamu ihalelerindeki büyük veri setlerinin yapay zeka algoritmalarıyla analiz edildiğini duyurdu. Bu açıklamanın ertesi günü ise Kurum, kamu hastanelerinin kanser teşhisinde kullanılan nükleer tıp hizmet alımı ihalelerinde danışıklı hareket ettikleri iddiasıyla 11 şirket hakkında soruşturma başlattı.

Bu iki haber, aslında aynı stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Nükleer tıp soruşturması, Kurul'un 30 Nisan tarihli kararına dayanmakla birlikte, yapay zeka kullanımının duyurulmasıyla eş zamanlı olarak kamuoyuna yansıdı. Bu durum, Kurum'un kamu alımlarını sistematik bir şekilde inceleme altına aldığını ve bu süreçte yeni teknolojileri kullanmaya başladığını ortaya koyuyor.

Kamu ihalelerinin denetim odağı haline gelmesinin temel nedenlerinden biri, bu ihalelerin Türkiye ekonomisindeki yüksek payı. Kamu alımlarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı yaklaşık yüzde 6 olsa da, merkezî yönetim bütçe giderlerinin neredeyse yüzde 36'sı bu alımlardan oluşuyor. Bu ölçekteki harcamalarda rekabetin azaltılması yoluyla fiyatların birkaç puan şişmesi bile devletin bütçesine milyarlarca liralık ek yük getirebiliyor ve bu durum doğrudan vatandaşlara yansıyor.

İhalelerde danışıklı hareket etmek, Rekabet Kurumu için yeni bir ihlal türü değil. 4054 sayılı Kanun'un ilgili maddesi gereğince, ihale kartelleri en ağır ihlal türlerinden biri olarak kabul ediliyor. Rekabet Kurulu'nun bu konudaki yerleşik içtihatları ve yürüttüğü çok sayıda soruşturma bulunuyor. Bu tür anlaşmalar, pazara verdiği zararın ayrıca ispatlanması gerekmeyen, “amaç bakımından” ihlal olarak değerlendiriliyor. Firmaların rekabeti kısıtlamaya yönelik planlamaları veya kendi aralarındaki iletişimi, anlaşmanın fiilen uygulanmasına veya sonuç doğurmasına bakılmaksızın tek başına ihlal teşkil ediyor. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesindeki “ihaleye fesat karıştırma” suçuyla birlikte, danışıklı ihale hem idari para cezası hem de hapis cezası riski taşıyan çifte yaptırımlı bir alan haline geliyor.

Denetimdeki asıl yenilik, kullanılan yöntemde kendini gösteriyor. Rekabet Kurumu ile Kamu İhale Kurumu (KİK) arasındaki işbirliği, artık yapay zeka zeminine taşınıyor. KİK'in elindeki geniş veri havuzu, yani hangi firmanın hangi ihaleye katıldığı, hangi fiyatı verdiği ve kimlerin çekildiği gibi bilgiler, Kurum'un geliştirdiği algoritmalar ve istatistiksel modellerle daha detaylı taranacak. Bu taramanın temel amacı, ihale paylaşımları, danışıklı fiyatlandırma, bölge paylaşımı veya anlaşmalı yan teklif gibi şüpheli kalıpların erken tespit edilmesini sağlamak.

Bu denetim yaklaşımı mantıklı görünüyor. Danışıklı tekliflerin izleri genellikle verinin içinde gizlidir. Aynı firmaların sırayla ihaleleri kazanması, teklif farklarının tutarlı olması veya belirli bölgelerde hep aynı firmaların öne çıkması gibi örüntüler, insan gözünün gözden kaçırabileceği ancak algoritmaların binlerce ihale verisi arasından çekip çıkarabileceği desenlerdir.

Ancak bu denetimin işleyişi kritik bir soru işareti taşıyor. Gelir İdaresi gibi pek çok kamu kurumu denetimlerinde yapay zekâdan yararlanırken, rekabet hukuku alanı daha farklı ve çetin bir hukuki zemine sahip. Algoritmaların veride tespit ettiği durumlar çoğu zaman doğrudan bir “anlaşma delili” değil, fiyatların birlikte hareket etmesi gibi istatistiksel bir paralellik olabiliyor. Rekabet hukukunda ise bu iki durum farklı sonuçlar doğuruyor.

Eğer elde yazışma veya iletişim notu gibi doğrudan bir mutabakat kanıtı varsa, durum nettir ve “amaç ihlali” kapsamında değerlendirilir. Ancak ortada yalnızca istatistiksel bir paralellik varsa, denetim daha istisnai bir zemine oturuyor. Bu durumda, algoritmanın bulduğu istatistiksel örüntünün doğrudan ihlal delili sayılması gibi bir yol izlenebilir. Bu, rekabet hukukunda “uyumlu eylem karinesi” olarak bilinen ve ispat yükünün teşebbüse geçtiği bir durumdur. Ekonomik analizin önem kazandığı günümüzde şirketlerin bu tür durumlarla karşılaşma olasılığı artıyor.

Bununla birlikte, yalnızca algoritmik bir korelasyona dayanan bir karar, idari yargıda “eksik inceleme” gerekçesiyle iptal edilebilir. Ayrıca, silahların eşitliği ilkesi gereği, idarenin algoritmanın hangi parametreleri esas aldığını teşebbüslere açıkça bildirmesi gerekmektedir. Kurum'un, kara kutu algoritmalarla mücadele ederken bu şeffaflığı nasıl sağlayacağı merak konusu.

İlgili Haberler