Effect Burson CEO’su Gonca Karakaş, iklim değişikliğiyle mücadelede iletişimin rolünü ve karşılaşılan zorlukları değerlendirdi. Karakaş, iklim kriziyle ilgili farkındalığın davranış değişikliğine dönüşmesinde iletişimin dilinin önemine dikkat çekti. Uzun yıllar boyunca felaket senaryoları ve soyut rakamlarla yürütülen iklim iletişiminin, insanlarda çaresizlik ve duyarsızlık yarattığını belirtti. Bu durumun aşılması için anlatının dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Karakaş, rakamların samimi hikayelerle sunulması ve çözümün bir parçası olmaya davet eden, umut veren bir dil kullanılması gerektiğini ifade etti.
İletişim sektörünün iklim krizi karşısındaki sorumluluğuna değinen Karakaş, markaların daha şeffaf ve hesap verebilir uygulamalara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. İletişim danışmanlarının, şirketlerin üst yönetimiyle doğrudan temas kurarak stratejik bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Ajansların, gerçekçi olmayan vaatleri dengeleyen ve işin özündeki samimiyeti sorgulayan bir akıl ve vicdan merkezi olması gerektiğini vurguladı. Global ağların geliştirdiği uluslararası standartların yerel pazara entegre edilmesinin ve markaların AB Yeşil Mutabakatı ile ESG kriterleri konusunda hazırlanmasının önemine işaret etti.
Karakaş, COP31 zirvesinin Türkiye'de düzenlenmesinin tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, niyet beyanları çağının geride bırakılarak somut uygulama ve hesap verebilirlik aşamasına geçilmesi gerektiğini söyledi. Fosil yakıtlardan adil çıkışta takvim netliğinin sağlanması, iklim finansmanının doğrudan yerel yönetimlere ve kırılgan bölgelere aktarılması, yapay zekâ ve teknolojinin gezegenin sağlığı için kullanılması gerektiğini savundu. Sivil toplumun ise karar alma ve denetim mekanizmalarında eşit bir ortak olarak yer almasının önemini vurguladı.
Kişisel bir soru üzerine zeytin ağacını seçen Karakaş, bu seçimi, zeytinin zorlu koşullarda bile kök salması, üretkenliği ve barışın simgesi olmasına bağladı. İletişimin de bir araya getirme ve kalıcı değer üretme özünde olduğuna inanarak, köklerine bağlı, zorluklar karşısında esnek ama kırılmayan bir varoluşun kendi hayat felsefesini özetlediğini dile getirdi.
Yeşil aklamaya karşı şeffaflığın önemine de değinen Karakaş, tüketicilerin markaların vitriniyle mutfağı arasındaki tutarsızlığı kolayca fark edebildiğini belirtti. Güvenilirlik inşa edebilmek için markaların söylemden önce eyleme odaklanması gerektiğini vurguladı. Bilim temelli hedefler, ölçülebilir azaltım oranları ve bağımsız denetim raporlarının sunulmasının güveni pekiştirdiğini ifade etti. Şeffaflığı, yalnızca başarıları değil, henüz ulaşılamamış hedefleri ve yolculuğun zorluklarını da paylaşabilme cesareti olarak tanımladı.