Yazar Gülsel Ceren Güneş'in yeni romanı 'Tanrıların Tahtında', Toros Yayınları tarafından okuyucuyla buluştu. Roman, Everest'in zorlu koşullarında geçen bir tırmanışın yanı sıra, tamamlanmamış bir yası, kaybı ve insan ruhunun sınırlarını zorlayan bir yüzleşmeyi ele alıyor.
Hikayenin merkezinde, 1999 Marmara Depremi'nde ailesini kaybetmiş olan Tomris karakteri bulunuyor. Tomris, yıllar sonra Everest'te yaşamını yitiren eşi Deniz'in bedenini bulunduğu yerden indirmek için dünyanın en çetin coğrafyalarından birine doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bu mücadele, fiziksel olduğu kadar psikolojik bir yolculuğa dönüşüyor.
Yaklaşık 8 bin metre yükseklikte, eksi 60 dereceyi bulan soğukta beş yıldır bekleyen eşinin bedenine ulaşmaya çalışan Tomris, geçmişte tamamlayamadığı vedalarla ve taşıdığı suçluluk duygusuyla yeniden yüzleşiyor. Roman, okuyucuyu Everest'in ölümcül koşullarıyla ve yasın görünmeyen katmanlarıyla karşı karşıya getiriyor.
İki yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından kaleme alınan eserde, yüksek irtifa dağcılığına dair teknik detaylar, Şerpa kültürü ve Himalayalar'ın kadim inanç dünyası kurguya güçlü bir atmosfer katıyor. Dağcılık anlatılarındaki zirveye ulaşma anlayışını sorgulayan roman, doğayla daha şefkatli ve eşitlikçi bir ilişkiyi öne çıkarıyor. Şerpaların kutsal kabul ettiği Everest'in yaşayan bir varlık olarak ele alındığı eserde, Nepal'de dağ turizmiyle geçimini sağlayan Şerpaların yaşam mücadelesi de anlatının önemli bir parçasını oluşturuyor. Böylece 'Tanrıların Tahtında', bireysel bir yas hikâyesinin ötesine geçerek doğa, vicdan ve insan ilişkisine dair güçlü bir anlatı sunuyor.
Romanın dikkat çeken bölümlerinden birinde Tomris'in yaşadığı çaresizlik şu sözlerle ifade ediliyor: 'Başkalarının kocaları ölünce mermer taşların altındaki cesedinin içinden çiçekler açar. Onun kocasınınki öyle değil; Boeing 737 uçaklarının uçuş yüksekliğinin biraz altında bir yerde, eksi altmış derece soğukta yatıyor. Beş senedir.'