Gümüşhane Üniversitesi tarafından tarımsal üretime katkı sağlamak amacıyla yürütülen bir çalışma kapsamında, fil otunun Kelkit ilçesinin iklim koşullarına uyumu inceleniyor. Bu bitki, uygun şartlar altında 10 ila 20 yıl boyunca yaşayabilmesi ve yüksek kuru ot verimi ile protein oranıyla dikkat çekiyor.
Mısıra kıyasla kuraklığa daha dayanıklı olabilen ve daha az sulama gerektiren fil otu, bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Dekara 3 ila 6 ton kuru madde verimi sağlayabilen bitkinin, mısıra göre yaklaşık iki kat verime ulaşabildiği belirtiliyor. Tek sefer ekimle uzun yıllar hasat edilebilmesi ve yüksek bitkisel kütle oluşturması, fil otunu hayvancılık için alternatif bir yem kaynağı olarak öne çıkarıyor.
Bitkinin Kelkit'in kış koşullarına dayanıklılığı ve ilkbaharda yeniden gelişim gösterebilmesi, bölgedeki yetiştiricilik potansiyelinin belirlenmesi açısından önem taşıyor. Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla fil otunun bölgede yetiştirilmeye uygunluğunun tespit edilmesi ve kaba yem üretiminin artırılmasına yönelik alternatiflerin değerlendirilmesi hedefleniyor.
Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, fil otu hasadını yerinde inceleyerek yaptığı açıklamada, bölgede hayvancılığa destek olmak ve yeni besin kaynakları bulmak amacıyla bu denemeyi başlattıklarını belirtti. Üniversite hocalarının desteğiyle temin edilen çeliklerin Doğan Besi İşletmesi arazisine dikildiğini ve bitkilerin iyi bakıldığını ifade eden Yıldız, 3 metreyi aşan boya ulaşan fil otlarının hasat aşamasına geldiğini söyledi. Yıldız, bu çalışmanın bir Ar-Ge araştırması olduğunu ve fil otunu, yılda üç kez verim alınabilen mısıra alternatif bir kaba yem kaynağı olarak değerlendirdiklerini belirtti. Bitkinin bölgenin kış şartlarını atlatarak yeniden gelişim göstermesi ve özellikle süt sığırcılığında yem olarak kullanılabilmesi halinde çiftçiler için alternatif bir ürün olmasını arzu ettiklerini dile getirdi. Elde edilen sonuçların şu ana kadar olumlu olduğunu belirten Yıldız, hasat sonrası bitkinin su, lif, nişasta, protein ve şeker içeriklerinin inceleneceğini ve Doğan Besi İşletmesinde süt sığırcılığına yönelik besleme denemeleri yapılacağını sözlerine ekledi. Olumlu sonuçlar alınması halinde fil otunun bölgede hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olarak kullanılmasının önünün açılacağını ümit ettiğini belirtti.
Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu ise, bölgede deneme amacıyla yetiştirilen fil otunun Afrika kökenli olduğunu ve zamanla farklı bölgelere yayıldığını anlattı. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde çalışmalar yürütülürken, kendilerinin bitkiyi daha soğuk bir iklime taşıyarak geçiş iklimi koşullarındaki performansını araştırdıklarını ifade etti. Silajlık mısırla karşılaştırıldığında önemli farklılıklar gördüklerini belirten Yolcu, silajlık mısırın her yıl yeniden ekildiğini, fil otunun ise bir kez dikildikten sonra 10 ila 20 yıl boyunca canlılığını koruyabildiğini söyledi. Bölge koşullarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebilen fil otundan, uygun koşullarda dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebildiğini aktardı. Küresel ısınma nedeniyle su kaynaklarının önem kazandığı günümüzde, fil otunun su ihtiyacının mısıra göre daha düşük olmasının önemli bir avantaj olduğunu vurguladı. Yüksek verimi, su kısıtlılığına dayanıklılığı ve marjinal alanlarda yetişebilme potansiyeli sayesinde fil otunun, bölgede yonca ve silajlık mısıra ek olarak bir kaba yem kaynağı olabileceğini belirtti. Protein oranının silajlık mısırdan daha yüksek olduğunu ancak enerji değerinin biraz daha düşük olduğunu ekledi. Bu nedenle fil otunu mısırın veya yoncanın doğrudan alternatifi olarak değil, mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerini düşürecek bir ürün olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Çalışmadaki en önemli konunun, fil otunun bölgenin geçiş ikliminde kış şartlarından zarar görüp görmeyeceği olduğunu dile getiren Yolcu, ilkbaharda dikilen bitkilerin hasat edildiğini ve kış mevsimi sonrasında gelişimlerinin gözlemleneceğini belirtti. Beklenen sonuçların alınması halinde araştırma sonuçlarının bölge çiftçileriyle paylaşılacağını ve fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük etmeyi hedeflediklerini söyledi. Böylece özellikle süt sığırcılığında yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sunulabileceğini düşündüklerini ifade etti.