Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'ne karşı istihbarat açığını kapatmak amacıyla Amerikan istihbaratı tarafından yürütülen gizli bir proje olan Stargate'in detayları ortaya çıktı. Klasik casusluk yöntemlerinin ve hava şartları nedeniyle yetersiz kalan uydu teknolojisinin ardından, Amerikan istihbaratı insan zihninin potansiyelini kullanma yoluna gitti.
Pentagon'a ulaşan Sovyetlerin psikotronik silahlar ve zihin kontrolü üzerine yaptığı harcamalara dair raporlar, Amerika Birleşik Devletleri'nde endişe yarattı. Bu alanda Sovyetler'in gerisinde kalmamak adına, yaklaşık yirmi üç yıl sürecek ve milyonlarca dolar harcanacak gizli bir uzaktan zihin okuma projesi başlatıldı. Projenin temelinde, 'uzaktan görü' adı verilen bir yöntem yer alıyordu.
Stanford Araştırma Enstitüsü'nde fizikçiler gözetiminde yürütülen çalışmalarda, özel yeteneklere sahip olduğu iddia edilen kişilerin, bulundukları yerden bağımsız olarak dünyanın farklı noktalarından bilgi toplaması hedeflendi. Projenin baş deneklerinden Ingo Swann, laboratuvardaki bir kutunun içindeki canlı güveyi ve Jüpiter gezegeninin o dönemde bilinmeyen bir halkasını tarif ederek yetkilileri ikna etmeyi başardı. Deneklere eğitimler sırasında sadece enlem ve boylam koordinatları verildi ve zihinsel berraklık içinde hedef bölgeye ait bilgilerin kağıda aktarılması beklendi. Sahtekarlık iddialarının önüne geçmek amacıyla laboratuvarlar, dış dünyayla elektromanyetik bağı kesen Faraday kafesleriyle donatıldı.
Stargate kod adıyla bilinen proje kapsamında zaman zaman dikkat çekici sonuçlar elde edildi. Kazakistan'daki bir nükleer tesisin içindeki vinçlerin tarif edilmesi, Afrika ormanlarına düşen bir Sovyet bombardıman uçağının koordinatlarının bulunması ve uydudan gizlenen denizaltıların tanımlanması gibi başarılar, ordu komutanlarının projeye olan güvenini artırdı. Ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte projenin üzerindeki gizlilik perdesi kalktı. 1995 yılında yapılan bağımsız değerlendirmeler, laboratuvardaki sınırlı başarıların gerçek dünya askeri operasyonlarında işe yaramadığını gösterdi. Elde edilen bilgilerin büyük ölçüde soyut ve belirsiz olması, askeri bir operasyonu yönlendirmek için yetersiz kaldı. Bu nedenle, eyleme dönüştürülebilir istihbarat üretemeyen proje resmen iptal edildi.