Bitlis'te yürütülen bilimsel araştırmalar, kentin tarihinin Paleolitik Çağ'a kadar uzandığını ortaya koydu. Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yürütülen proje kapsamında, Nemrut Dağı ve çevresinde önemli bulgulara ulaşıldı.
Proje kapsamında, 5 mağara ve kaya altı sığınağı, 43 obsidyen atölyesi ve 3 obsidyen kaynağı tespit edildi. Toplanan malzemelerin analiz çalışmaları devam ederken, bulguların Paleolitik Çağ'dan itibaren bölgede yoğun bir obsidyen kullanımına işaret ettiği belirtildi. Bu ham maddenin ticari nitelik kazanarak Yakındoğu'nun geniş bir bölümüne yayıldığı düşünülüyor.
Farklı arkeolojik merkezlerdeki çalışmalar, Nemrut Dağı obsidyeninin Levant, Mezopotamya, Zagroslar, Anadolu ve Kıbrıs gibi geniş bir coğrafyaya ulaştığını gösteriyor. Obsidyen işleme atölyelerinden elde edilen bulgular, M.Ö. 40.000 ile M.Ö. 4.000 yılları arasını kapsayan uzun bir kullanım sürecine işaret ediyor. Toplanan 2 bin 300 obsidyen buluntusundan 1500'ü incelendi.
Bu tespitler, bölgenin tarih öncesi dönemlerden itibaren önemli bir obsidyen merkezi olduğunu kanıtlıyor. Obsidyen buluntuları arasında çekirdekler, dilgiler, el baltaları, kesici ve delici aletler ile ok uçları gibi çeşitli aletler yer alıyor. Alet tipleri ve buluntu yerleri dikkate alındığında, bölgenin on binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğu değerlendiriliyor. Özellikle Mazik Mağarası'nın kayıt altına alınarak tescile sunulması dikkat çekiyor. Bu mağara, Tunç, Demir ve Orta Çağlara ait yerleşim bilgileri sunuyor.
2026-2027 yıllarında Süphan Dağı'nda yapılacak çalışmalarla projenin bilimsel öneminin daha da artması bekleniyor. Bu çalışmalar, obsidyen kaynaklarının kullanımı, ticaret ağları ve yerleşim ilişkilerinin ayrıntılı olarak ortaya konulmasını sağlayacak.