Güney Avustralya'nın Coober Pedy kasabasında, dış etkenlerden korunmak amacıyla yerleşim yerleri toprağın altına taşındı. Gölgede 50 dereceyi aşan sıcaklıklar nedeniyle, yaklaşık 2 bin nüfuslu köyün sakinleri kayaları oyarak 'dugout' adı verilen yer altı konutlarına yerleşti.
Bu yerleşim yerlerinde, dışarıdaki hava koşullarından bağımsız olarak yıl boyunca 23 derecelik sabit bir sıcaklık korunuyor. Kasabanın yaklaşık yüzde 80'lik bir kesimi bu şekilde inşa edilmiş konutlarda yaşamını sürdürüyor. Otellerden sanat galerilerine, ibadethanelerden kafelere kadar birçok yapı, yer altı mimarisinin bir parçası olarak inşa edildi.
Coober Pedy, 1915 yılında tesadüfen bulunan opal taşı sayesinde 'Dünyanın Opal Başkenti' unvanını aldı. Yer altı yaşamının kendine has kuralları bulunuyor. Evlere yeni odalar eklemek için duvar kazmak mümkünken, komşu konutlara zarar vermemek adına sıkı mülkiyet kurallarına uyulması gerekiyor. Tadilat sırasında bulunan değerli opal damarları ise tamamen bulan kişiye ait sayılıyor.
Yer altı konutlarının oksijen ihtiyacı, yüzeye uzanan baca borularıyla sağlanıyor. Bu boruların çevresinde gece yürürken dikkatli olunması, düşme tehlikesi nedeniyle önem taşıyor. Kasabada golf, aşırı sıcaklar nedeniyle yalnızca gece oynanıyor ve fosforlu toplar kullanılıyor. Çöl ikliminin getirdiği su kıtlığı nedeniyle her damla su büyük değer görüyor ve israfı kesinlikle hoş karşılanmıyor.
Penceresiz yer altı evlerinde yaşayan sakinler, biyolojik ritimlerini korumak ve D vitamini eksikliği yaşamamak için her gün yüzeye çıkarak 'gün ışığı seansı' yapıyor. Ayrıca, şiddetli çöl sıcağı ve yoğun çöl sinekleri nedeniyle dışarıya şapkasız çıkmak yasak.