Yaklaşık 2,8 milyon yıl önce Güney Afrika'da yaşayan üç yaşındaki bir Australopithecus africanus yavrusunun, devasa bir yırtıcı kuş tarafından öldürülmüş olabileceği düşünülüyor. Kafatasındaki göz çukurlarının altındaki delinme izleri, bu tür kuşların avlarını yakalama ve taşıma yöntemleriyle örtüşüyor.
Bilim insanları, fosilleşmiş erken dönem insan yavrusunun ölümüne neden olan kuş türünün kesin olarak belirlenemediğini belirtiyor. Ancak, avlarını bu şekilde pençeleriyle yakalayan ve bir kısmını yuvalarına taşıyan kartalların izlerine benzediği ifade ediliyor. Bu durum, Taş Devri'nin ne kadar tehlikeli bir dönem olduğunu gözler önüne seriyor. O dönemde ilk insanlar, mamutlar, dev tembel hayvanlar, kılıç dişli kediler ve çocukları avlayabilen devasa kuşlar gibi megafauna ile birlikte yaşıyordu.
Kuş olmayan dinozorların yok oluşunun ardından, Milyonlarca yıl boyunca gökyüzüne bu devasa kuşlar hükmetti. Bu kuşların, insan evriminin seyrini önemli ölçüde etkilediği ve hatta soyu tükendikten sonra bile dünya kültürlerindeki "çocuk kaçıran kuş" efsanelerine ilham kaynağı olduğu düşünülüyor.
Bu devasa kuşların evrimi, dinozorların yok oluşunun ardından ortaya çıkan boşluğu doldurmasıyla başladı. Yerde yaşayan bazı gagalı kuşlar, zamanla evrimleşerek devasa boyutlara ulaştı. Bunlardan bazıları otobur olsa da, diğerleri karadaki baskın yırtıcıların ortadan kalkmasıyla boşalan rolleri üstlenerek büyük avların peşine düştü. Bu kuşlar, ilk insanların mücadele etmek zorunda kaldığı korkunç yırtıcılar arasındaydı.
ABD'deki Ohio Eyalet Üniversitesi'nden primatolog Scott McGraw, yırtıcı kuşların tarih boyunca primatları avladığını belirtiyor. Fildişi Sahili'ndeki Taï Ormanı'nda yaptığı incelemelerde, Afrika taçlı kartalları gibi yırtıcılar tarafından öldürülmüş günümüz primatlarına ait kalıntılarda, "Taung Çocuğu" fosilindeki izlerle benzerlikler bulduğunu ifade ediyor. McGraw, bazı kafataslarındaki göz yuvası içindeki kemiksi yüzeyde hasar tespit ettiğini ve bunun kartalların gagalarıyla gözleri oyma veya pençeleriyle çıkarma eylemine işaret ettiğini söylüyor.
McGraw, yırtıcı kuşların insan atalarını düzenli olarak avladığına inanıyor ve bu baskının primatların evriminde önemli bir seçilim baskısı oluşturmuş olabileceğini düşünüyor. İnsan fosil koleksiyonlarının daha yakından incelenmesiyle, yırtıcı kuşların neden olduğu başka hasar izlerinin de bulunabileceği öngörülüyor.
İngiltere'deki Brighton Üniversitesi'nden arkeolog James Cole da, ilk insanların av konumunda olduğuna dair paleoantropolojik kayıtlarda şüphe bulunmadığını belirtiyor. Cole'a göre, iki ayak üzerinde durabilme yeteneği gibi evrimsel adaptasyonlar, yırtıcıları fark etmeyi kolaylaştırmış ve iş birliği gibi sosyal davranışlar da hayatta kalma şansını artırmış olabilir.