Sosyal medya ve çeşitli platformlarda yapay zeka ile üretilen içeriklerin sayısındaki artış dikkat çekerken, İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden (İEÜ) hukukçular, kullanıcıları ilgilendiren önemli uyarılarda bulundu. Sahte belgelerin ve deepfake görüntülerin kolaylıkla üretilebildiğine işaret eden İEÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevilay Uzunallı, 'Yapay zeka yaptı' ifadesinin hukuki sorumluluğu kaldırmadığını belirtti. Uzunallı, bu durumun kişileri hukuki veya cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakabileceğini vurguladı. İEÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Candide Şentürk Akaner ise yapay zeka çıktılarının kesin doğru kabul edilmemesi ve bu bilgilerin doğrulanması gerektiğini ifade etti.
Dünya genelinde yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni hukuki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Sağlık, hukuk ve finans gibi doğrudan insan hayatını ve haklarını etkileyen alanlarda yapay zeka yardımıyla gerçeğe aykırı veya eksik bilgiler sunulması, var olmayan kaynaklara atıf yapılması, yanıltıcı içeriklerin üretilmesi ve kişilik haklarının ihlal edilmesi gibi durumlar çeşitli mağduriyetlere yol açabiliyor. İEÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevilay Uzunallı ve öğretim üyesi Doç. Dr. Candide Şentürk Akaner, yapay zekanın sunduğu bilgilerin ve ürettiği içeriklerin sorgulanmadan kullanılmasının, bireyleri farkında olmadan hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakabileceği konusunda uyardı.
'Sorumluluktan Kaçınılamaz'
Mevcut hukuk düzeninde yapay zekanın hukuki bir kişiliğinin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Uzunallı, şunları söyledi: 'Yapay zekanın hak ve borç ehliyeti bulunmadığı için hukuki sorumluluğundan bahsedilemez. Yapay zeka uygulamalarından kaynaklanan zararlar, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu noktada sorumluluk; yapay zekayı geliştiren veya piyasaya süren şirketin kusuru, sistemi ticari faaliyetinde kullanan işletmenin özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve yapay zeka çıktısını sorgulamadan kullanan kişinin davranışı dikkate alınarak belirlenir.'
'Henüz Özel Bir Yasası Yok'
Türkiye'de şu an itibarıyla Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü'ne benzer, kapsamlı ve risk temelli özel bir yapay zeka kanununun bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Uzunallı, bunun yapay zeka kullanımının tamamen düzenleme dışında kaldığı anlamına gelmediğini belirtti. Mevcut hukuk sistemindeki farklı kanunların, yapay zekadan kaynaklanan uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde uygulanabildiğini dile getiren Prof. Dr. Uzunallı, 'Türk Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gibi mevcut mevzuat, yapay zekadan kaynaklanan birçok uyuşmazlığa uygulanabiliyor. Bununla birlikte, üretken yapay zekanın ortaya çıkardığı yeni risklere yönelik yeni düzenlemeler de yapılmaktadır' dedi.
'Bilgiyi Mutlaka Doğrulayın'
Doç. Dr. Candide Şentürk Akaner, yapay zekanın hukuk, sağlık, eğitim ve mühendislik gibi alanlarda olduğu kadar günlük yaşamda da önemli kolaylıklar sağladığını ancak bu sistemlerin kesin doğrular yerine olasılıklara dayalı yanıtlar ürettiğini belirtti. Vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Şentürk Akaner, şunları kaydetti: 'Yapay zeka çıktıları kesin bilgi olarak kabul edilmemelidir. Hukuki, tıbbi ve mali konularda alınacak kararlar mutlaka uzman görüşüyle doğrulanmalıdır. Kimlik bilgileri ve kişisel veriler, yapay zeka uygulamalarıyla paylaşılmamalıdır. Ayrıca dijital ve yapay zeka okuryazarlığının artırılması büyük önem taşımaktadır. Dijital dünyada karşılaşılan her bilginin kaynağını sorgulamak ve doğruluğunu teyit etmek, her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.'