Afrika kıtasının batı kıyısında yer alan ada ülkesi São Tomé ve Príncipe, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) nezdinde tarihi bir adım atarak ülke topraklarının tamamını Biyosfer Rezervi statüsüne dahil etti. Bu karar ile 1.100 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip ülkenin tüm kara ve deniz alanları koruma altına alınmış oldu.
Biyoçeşitlilik Odaklı Koruma
Kongo Havzası ile ekolojik bağları bulunan São Tomé ve Príncipe, zengin biyoçeşitliliği ile dikkat çekiyor. Ülke yüzölçümünün yaklaşık üçte birini oluşturan Obo Koruma Alanı'ndaki tropikal yağmur ormanları, yalnızca bu bölgeye özgü 148 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Nesli tehlike altındaki Sao Tome ibisi gibi kritik öneme sahip türler de bu alanda yaşamını sürdürüyor. Ülkenin deniz ekosistemini oluşturan mercan resifleri, mangrov kıyıları ve çevresindeki küçük adacıklar ise deniz kaplumbağaları ve deniz kuşu kolonileri için önemli üreme alanları olarak işlev görüyor.
Sürdürülebilir Ekonomi ve İnsan Alanları
Biyosfer rezervi modeli, insan faaliyetlerini tamamen engellemek yerine doğayla uyumlu ekonomik faaliyetleri teşvik ediyor. Yaklaşık 200 bin nüfusa sahip ülkede halk, ormanlık alanlarda kimyasal gübre kullanmadan organik kakao yetiştiriciliği, geleneksel balıkçılık ve ekoturizm gibi faaliyetlerle geçimini sağlıyor. UNESCO temsilcileri ve çevre uzmanları, São Tomé ve Príncipe'nin uyguladığı bu modelin, iklim değişikliği ve ekonomik risklerle mücadele eden diğer küçük ada ülkeleri için örnek teşkil ettiğini vurguluyor.
Küresel Biyosfer Ağı Genişliyor
São Tomé ve Príncipe'nin tamamının biyosfer rezervi ağına dahil edilmesi, UNESCO'nun dünya genelinde 30 yeni alanı kapsayan genişleme programının bir parçası olarak gerçekleşti. Bu son katılımlarla birlikte küresel biyosfer rezervi ağı, 130'dan fazla ülkede 700'ün üzerinde koruma alanına ulaşmış oldu.