Bilim insanları, kolon kanseri hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılmasını sağlayan hücresel bir mekanizmayı aydınlattı. ABD'deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmaya göre, kanser hücreleri, normalde hasarlı dokuların onarımında kullanılan bir sistemi kendi lehlerine çevirerek tümörden ayrılıp farklı organlara sıçrayabiliyor.
Araştırmada, özellikle YAP1 adlı bir proteinin bu süreçte kilit rol oynadığı tespit edildi. YAP1, sağlıklı dokuların gelişimi ve hasar gören dokuların yenilenmesi sırasında aktifleşen bir protein. Ancak kolon kanseri hücreleri, bu onarım sistemini yeniden devreye sokarak metastaz yeteneklerini artırabiliyor. Farklı kolon kanseri modelleri üzerinde yapılan incelemelerde, başka organlara yayılan kanser hücrelerinde YAP1 tarafından kontrol edilen genlerin daha aktif olduğu gözlemlendi.
Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de beslenme ile kanserin yayılması arasındaki bağlantı oldu. Yüksek yağlı beslenmenin, farelerde seramid adı verilen yağ moleküllerinin üretimini artırdığı saptandı. Bu moleküllerin, YAP1'in normalde baskı altında tutulmasını sağlayan mekanizmayı devre dışı bıraktığı ve proteinin hücre çekirdeğine girerek ilgili genleri aktive etmesini kolaylaştırdığı belirlendi. Bu durum, kanser hücrelerinin yayılmalarına yardımcı olan yenilenme programını daha güçlü çalıştırmasına olanak tanıyor.
Araştırmacılar, farelerde YAP1 veya seramid üretiminde rol alan genleri hedef aldıklarında, kolon kanserinin karaciğere yayılmasının önemli ölçüde azaldığını gözlemledi. Bu bulguların, kolon kanserinin yayılmasını önlemeye yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde kullanılabileceği düşünülüyor. Özellikle seramid üretiminde görev alan DEGS1 ve DEGS2 adlı enzimleri hedefleyen ilaçların geliştirilmesi planlanıyor. Ancak seramidlerin sağlıklı dokularda da önemli fonksiyonları bulunduğundan, geliştirilecek tedavilerin yalnızca kanser hücrelerindeki mekanizmayı hedeflemesi gerektiği vurgulanıyor. Çalışmanın henüz hastalar için bir beslenme önerisi sunmadığı, bulguların ağırlıklı olarak hücresel modeller ve fare deneylerine dayandığı belirtildi.