🇺🇸 USD 47,58₺ ▲1.64%
🇪🇺 EUR 55,08₺ ▲2.85%
🥇 ALTIN 6.571₺ ▲4.68%
₿ BTC 3,07M₺ ▲0.20%
06 Ağustos 2026, Perşembe
Teknoloji

Hoparlörde Telefon Kullanımı Gürültü Kirliliğine Dönüşebilir mi?

Toplu taşıma araçlarında telefonların hoparlörde yüksek sesle kullanılması, 'loudcasting' olarak bilinen ve yolcular arasında rahatsızlığa neden olan bir sorun haline gelmiştir. Uzmanlar, bu davranışın genç nesiller arasında yaygın olduğunu ve sosyal kimlik arayışının bir parçası olabileceğini belirtiyor. Sorunun sadece ses seviyesi değil, bağlamsal anlamı da önemli.

İmza: Gelecek Tekno Teknoloji Servisi Yayın: 👁 7,991
Hoparlörde Telefon Kullanımı Gürültü Kirliliğine Dönüşebilir mi?

Toplu taşıma araçlarında, özellikle otobüslerde ve trenlerde, bazı yolcuların telefonlarını yüksek sesle kullanması yaygın bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, 'loudcasting', 'sodcasting' veya 'headphone dodging' gibi isimlerle anılmakta ve birçok insan tarafından rahatsız edici bulunmaktadır.

Ofcom, YouGov ve Transport for London (TfL) gibi kuruluşlar tarafından yapılan anketler, halkın büyük çoğunluğunun bu uygulamadan hoşnutsuz olduğunu göstermektedir. TfL, bu yaz 'Travel Kind' kampanyasını yeniden başlatarak yolcuları kulaklık kullanmaya teşvik etmektedir.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte mobil veri kullanımı artış göstermiştir. Ofcom verilerine göre, Birleşik Krallık'ta mobil veri kullanımı bir önceki yıla göre %13 artmıştır. 5G teknolojisinin yaygınlaşması ve veri paketlerinin daha uygun fiyatlı hale gelmesi, insanların hareket halindeyken daha fazla çevrimiçi olmasını sağlamaktadır.

Bu durum, toplu taşıma araçlarında giderek daha fazla duyulan hoparlörlü telefon seslerinin, trafik gürültüsü veya uçak motorlarının sesi gibi normalleşip normalleşmeyeceği sorusunu akla getirmektedir. Uzmanlar, bu davranışın teknolojiyle şekillenen davranışları incelediklerinde, özellikle genç nesiller arasında yaygın olduğunu belirtmektedir.

Bath Üniversitesi'nden Profesör David Ellis, teknolojik gelişmelerin kamuya açık alanlarda ilk kullanıldığında her zaman bazı tepkilere yol açtığını ifade etmektedir. Üniversite öğrencisi H.K.'nin (17) annesinin, onun sokakta telefonla konuşmasına şaşırdığını hatırlamaktadır.

University of Sussex'ten Profesör Harry Witchel, gençlerin bu davranışı kendilerini ifade etme biçimi olarak kullandıklarını ve bunun ergenlik dönemindeki sosyal kimlik arayışıyla ilgili olabileceğini öne sürmektedir. Witchel, bu tür seslerin 'yer belirleme' davranışı olarak da görülebileceğini belirtmektedir.

King's College London'dan Dr. Rachael Kent, bu durumun sadece başkalarına karşı dikkatsizlikten kaynaklanmadığını, aynı zamanda bir bağlantı aracı olabileceğini de eklemektedir. Kent, gençlerin cihazlarını arkadaşlarıyla birlikte deneyimleme ve kendi kimliklerini, zevklerini sergileme biçimi olarak da bu davranışı sergileyebileceklerini belirtmektedir.

Witchel, 2011 yılından bu yana bu tür davranışları gözlemlediğini ve teknolojik ilerlemelerle birlikte, özellikle COVID-19 karantinaları sonrası kamusal alanlarda sosyal denetimin azalmasıyla bu davranışın arttığını düşünmektedir. Karantina sonrası insanların kamusal alan kurallarını unuttuğunu ifade etmektedir.

Ancak, Witchel'e göre sorunun temelinde sadece desibel seviyesi değil, aynı zamanda 'yerinde olmayan ses' kavramı yatmaktadır. Tren sesi gibi alışılagelmiş seslere adapte olabildiğimizi, ancak bir kişinin yüksek sesle yaptığı konuşmanın daha rahatsız edici olabildiğini belirtmektedir. Bu seslerin bağlamsal bir anlamı olduğunu ve dikkatimizi nasıl etkilediğinin önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Transport for London (TfL), geçen yıl yolcuları düşünceli olmaya çağıran bir farkındalık kampanyası başlatmıştır.

İlgili Haberler