Hindistan Parlamentosu'nda, gençlerin yoğun olarak kullandığı 'delulu', 'FOMO' ve 'clock it' gibi argoların kullanılması dikkat çekti. Bu durum, gençlerin protesto hareketlerinin dilinin en eski kurumlardan birine ulaştığını gösterdi.
Eğitim bakanının istifasına yol açan gençlik hareketinden günler sonra, Hindistan parlamentosunda milletvekilleri protestocuların dilini kullanmaya başladı. Tartışmalar sırasında muhalefet milletvekilleri, 'MIA' (görevde değil), 'FOMO' (kaçırma korkusu) ve 'delulu' (gerçeklikten kopuk) gibi terimleri kullandı. Ayrıca, protestolar sırasında popülerleşen 'waste-guna-huiya' ifadesi de hükümete yönelik eleştirilerde yer buldu.
İktidar partisi milletvekilleri de internet jargonunu benimseyerek, Başbakan Narendra Modi'nin yeni sınav sızdırmazlık yasasını 'clock it' (çözümü buldu) olarak nitelendirdi. Bazı milletvekilleri ise muhalefeti, geçmişte benzer reformları geçirememelerine rağmen eleştirdikleri için 'delulu' olmakla suçladı.
Muhalefet lideri Supriya Sule, bu durumun olağandışılığını vurgulayarak, 'Gen Z'nin diline neden girdiğimizi sorguladı, ancak kısa süre sonra kendisi de 'delulu' kelimesini kullandı. İnternette başlayan ve meme'ler ile reel'lerle beslenen bu hareket, sadece bir kabine bakanının istifasını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda parlamentodaki dilin yeniden şekillenmesine de öncülük etti.
Başlangıçta hicivsel bir internet kolektifi olarak ortaya çıkan 'Cockroach Janta Party' (CJP), sınav usulsüzlüklerine yönelik tepkilerle işsizlik, kurumların başarısızlığı ve siyasi kayıtsızlık gibi daha geniş hayal kırıklıkları için bir toplama noktası haline geldi. Hükümetin yanıtı da aynı platformlarda gelişti; sosyal medyanın siyasi yükselişinde önemli bir rol oynayan Başbakan Modi, protestolar momentum kazanırken selfie tarzı videolar ve gençlere doğrudan çağrılarla dijital alanda yerini aldı.
Politika bilimci Rahul Verma, bu durumun tek bir parlamento tartışmasından fazla anlam çıkarılmaması gerektiğini belirtiyor. Politikacıların her zaman popüler kültürün dilinden yararlandığını ve seçmenlerinin nerede olduğunu anladıklarını söyledi. Bu durumun, Hindistan siyasetinde köklü bir değişimi değil, politikacıların seçmenlerini kazanma çabalarının bir yansıması olabileceğini savundu.
Dijital antropolog Payal Arora ise, internet argosunun ortaya çıkış biçiminin farklı olduğunu, milyonlarca çevrimiçi kullanıcı tarafından kolektif olarak evrildiğini belirtti. Arora'ya göre, bir neslin kelime dağarcığını ödünç almak, onu üreten hayal kırıklıklarıyla yüzleşmekten daha kolaydır ve bu durum 'kültürel farkındalık' göstergesi olabilir, ancak mutlaka 'siyasi dönüşüm' anlamına gelmez.