ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in yapay zeka (AI) alanındaki süper güç olma hırsları, iki liderin görüşmelerinde ön plana çıkıyor. Trump, yapay zeka alanında ABD'nin ana rakibi olarak Çin'i açıkça belirtirken, Xi Jinping'den benzer derecede doğrudan bir açıklama gelmese de benzer bir görüşü paylaştığı düşünülüyor.
Mercator China Studies Enstitüsü'nden Rebecca Arcesati'ye göre, Çin yapay zekayı bir güç maksimize edici olarak görüyor ve bu alanda lider olmayı hedefliyor. Yapay zeka, Xi'nin kamuoyunda vurgulayıp vurgulamadığına bakılmaksızın, on yılı aşkın bir süredir Çin'in teknolojik hedeflerinin temel taşı olmuştur.
Trump için, yapay zeka alanında Çin'i geçme hedefi, teknolojinin insanlar üzerindeki potansiyel risklerinden daha ağır basıyor. Trump bu riskleri "bir şaka" olarak nitelendirmiştir. Çin Dışişleri Bakanlığı ise, "tehdit anlatılarının" küresel yapay zeka yönetişimini engellediğini belirterek, yapay zekanın herkesin yararına olmasını sağlamak için iş birliği çağrısında bulundu.
Perşembe günü gerçekleşecek olan iki liderin görüşmesinde, yapay zeka hedefleri en önemli gündem maddelerinden biri olacak ve alınacak kararlar tüm dünyayı etkileyecek. ABD ve Çin, yapay zeka alanında küresel liderler konumunda olsa da, hangisinin önde olduğu başarı ölçütlerine göre değişiklik gösteriyor. Amerikan şirketleri, Anthropic, Google ve OpenAI gibi firmaların ürettiği en yüksek performanslı sistemlerle öncü konumda.
Stanford Üniversitesi araştırmacılarına göre, Mart 2026 itibarıyla Anthropic'in en üst modelinin liderliği %2,7 gibi küçük bir farkla sürdürdüğü belirtiliyor. ABD'nin bu alandaki avantajının bir kısmı, önde gelen yapay zeka şirketlerine yapılan büyük yatırımlardan kaynaklanıyor. Yapay zeka şirketlerinin muazzam büyümesi ve kârlılık projeksiyonları, ABD ekonomisinin genişlemesinde önemli bir rol oynuyor.
Diğer yandan, ABD'nin Çinli firmalara gelişmiş mikroçiplerin satışını yasaklayan hükümet kısıtlamaları, Çin'in ilerlemesini sınırlayan bir faktör olarak öne çıkıyor. Ancak çip kısıtlamalarına rağmen, her iki ülkede de neredeyse aylık yeni yapay zeka modelleri piyasaya sürülüyor ve yapay zeka yarışında "kazanmanın" ne anlama geldiği belirsizliğini koruyor.
Çin'in yapay zeka endüstrisi, şu ana kadar öncü modeller geliştirmek yerine, açık kaynaklı yazılımlara benzer şekilde indirilebilir ve ayarlanabilir olan "açık ağırlık" modellerini piyasaya sürmeye odaklanmış durumda. Bu yaklaşım, büyük ölçüde ücretli abonelikler veya şirket platformları aracılığıyla erişilen özel modellere odaklanan birçok ABD'li firmanın yaklaşımından farklılık gösteriyor. Moonshot AI'nin Kimi K3 gibi modelleri, hem Çin'de hem de yurt dışında popülerlik kazanmış durumda.
Asya Toplum Politik Enstitüsü'nden analist Lizzi Lee, Pekin'in odak noktasının teknolojiyi ekonomisi geneline yaymak olduğunu belirtiyor. Lee'ye göre, ABD öncü modellerde lider olabilirken, Çin yetenekli yapay zekayı ucuz, açık ve yaygın hale getirerek önemli ekonomik ve jeopolitik avantajlar elde edebilir.
Yapay zeka aynı zamanda çok fazla enerji gerektiriyor ve Çin bu konuda iyi bir konumda bulunuyor. BBC World Service'ten Rebecca Arcesati, Çinli yapay zeka şirketlerinin ihtiyaç duydukları elektriğe çok daha düşük bir maliyetle erişebildiğini ve bunun önemli bir avantaj sağladığını belirtiyor. Robotik alanında ise Çin, Uluslararası Robotik Federasyonu'nun tahminlerine göre, 2 milyondan fazla robotun çalıştığı fabrikalarıyla dünyanın en büyük robot üreticisi konumuna gelmiş durumda.
Teknoloji araştırma firması Omdia'dan analist Lian Jye Su, gelişmiş Amerikan çiplerinin eksikliğine rağmen Çinli yapay zeka geliştiricilerinin "dikkat çekici bir dayanıklılık ve yenilikçilik" sergilediğini ifade etti.